Dinler inanç ve yaşam biçimleri olarak geçmişten beri insanların hayatlarında varlıklarını sürdürmektedirler.
Her ne kadar ateist “dinsiz” olduğunu söyleyenler olsa da, kendilerini bu şekilde tanımlayanların sayısı marjinaldir. Ateistlerin geçmişte ve günümüzdeki sayıları insanlık nüfusuna göre soldukça düşüktür. Müslümanların kültüründe ateistler, tabiiyuncular “tabiatçılar, doğacılar” olarak bilinir. Yani onlarda bugünküler gibi, insanın Allah “Tanrı” tarafından yaratılan varlık değil, tabiat içinde (doğa) üreyen bir varlık kabul ediyorlardı. Onun için isimleri tabiatçılar olarak kalmıştı.
Diğer taraftan ateist “dinsiz” olduğunu söyleyenlerin de, inançlarının, yaşamlarının bir köşesinde, yetişme biçimlerinden dolayı dine dair değerler vardır. Bu değerler olmadık zamanlarda ortaya çıkar.
Dinlerin tarihi temelleri incelendiğinde, üç tür dinden söz etmek mümkündür.
Birincisi; Allah’ın resuller “peygamberler” aracılığıyla gönderilen dinler.
İkincisi; İnsanların ürettiği dinler.
Üçüncüsü; Allah’ın gönderdiği dinlere, insanlar tarafından eklenerek, çıkarılarak ortaya çıkardığı yeni dinler. Kur’an, bu tür dinlere kitap ehli “öncesi kitaba dayalı” demektedir.
Allah’ın gönderdiği dinlerin kitap ehli dine (ehli kitaba) dönüşmesiyle ilgili değişik açılımları şöyle değerlendirebiliriz.
Allah’ın kendini tanımlamasının ötesine çıkarak, insanın Allah “Tanrı, ilah” hakkındaki tasavvurlarının dine eklenmesi
Peygamberlerin dine dair, bilgi üretebileceğine, dini hüküm koyabileceğine inanılması. Böylece peygamberlerin Tanrılaştırılması “ilahlaştırılması”. Müslümanların kültüründeki “şeriatın kaynağı kitap (kuran) sünnet (peygamberden gelen bilgiler) olarak kabul edilmesi bu anlamdadır.
Dine inanan insanların, dine yaptığı eklemeler, çıkarmalar neticesinde oluşan yeni dini yapılanma
İçtihatların “dine dair insanların ürettiği hükümlerin” dinin hükmü kabul edilmesi. Böylece Tanrı’nın din egemenliğinin “ilahlığının”, insana verilerek, insanın dolaylı olarak Tanrılaştırılması “ilahlaştırılması”
Vahyin gönderildiği dine ait dilin, anlatım, tanımlarının farklılıklarında, anlam, tanım tercihi yapılarak dinin tanımlanması
Gibi unsurlarla, Allah’ın gönderildiği din, İnsanüstü kavramlardan, insan aklı kavramlarına indirilerek, ilahi boyuttan insani boyuta indirilir. İlahi dinler insani dine dönüştürüldüğünde kitap ehli olmuştur. Bir bakıma Allah’ın tekrar resul göndererek, yeniden dinini emretmesi, yeryüzünde insani dine dönüştürülen dinini tekrar ilahi noktaya çıkarmasıdır.
Diyorlar sair
misin sen?
Hayir, insanlarla konusuyorum ben
Diyorlar hatip
misin sen?
Hayir, insanlara yaziyorum ben
Diyorlar yazar
misin sen?
Hayir, insanlara anlatiyorum ben
Diyorlar hoca
misin sen?
Hayir, hayat içinde ögrenciyim ben
Diyorlar yazdiklarin
siir degil siir gibi
Ne imgesi, ne betimi, ne kurali belli
Diyorum,
Anlatmak istedigim belli degil mi?
Koymayin akan suyun önüne engeli
Aksin, cossun, istedigi gibi
Hissettirsin, belli etsin kendini
Kural mural derken
Kaybolmasin akiskanlik
Kural olur belki bir gün
Sadelik, dogallik, kuralsizlik
Insan,
kendi kimligini yaratmadikça, toplum için bir aksesuar olmaktan
kurtulamaz.